|
ÂB-I HAYAT’IN (HAYAT SUYUNUN) AKIŞI
NEREDEN NEREYE Dağınık Taşlar Bir Araya Getirilmeli Hayat durağan olmuyordu. Bulancak çok hareketli bir yerdi. Yerinde durmak, ‘iki günü birbirine denk olmak’ yakışmıyordu Bulancak’ın yetiştirdiği gençlere. Bir araya gelmek, dağınıklıktan kurtulmak gerekti. İşe yaramak ve faydalı olmak için tesbih gibi bir ipin çevresinde bir araya gelmek lazımdı. Parklarda, ağaç altlarında yapılan geyik muhabbetlerinin yeni yetişen genç nesle bir faydası olmuyordu. Zaman içinde oluşan genel kanaat dernekleşme yoluna gitmekti. İstişareler yapıldı, düşünüldü, tartışıldı ve en sonunda bir dernek kurma kararı alındı. İsmi üzerinde dahi birçok toplantılar düzenlendi. Yüzlerce ismin içinden “Âb-ı Hayat” (Hayat Suyu) ismi seçildi ve yola çıkıldı. İnsanlara hayat suyu vermek üzere çıkılan bu yolda çevresine dizileceğimiz İp belliydi, artık bu tespihe bir de imame lazımdı. Sinan AYDIN ismi bu derneğe en uygun başkan idi ve öyle de oldu. Önce kurucu başkan, ardından ilk kongrede asıl başkanımız olarak görevine şevk ve heyecanla devam etmektedir. Çok değil, bundan yaklaşık 2 yıl önce çıkmıştık yola. “Yaşadığımız Çevreye Örnek, Çağdaş Eğitime Rehber, Tarihi Kültürümüze Köprü Olmak İçin Bir Araya Geldik” diyerek başladık bu yolculuğa. Önce; bir yer arandı ve sonunda Orta Caminin karşısındaki şu anki yerimizi bulduk. Atıl, bakımsız ve terk edilmiş bir yer görünümünden orayı kurtardık ve bu günkü haline getirdik. Hemen logolar, tabelalar hazırlandı ve derneğimiz bu günkü yerine yerleşti. İlk çalışmamız bizim için çok önemliydi. Etkili bir çıkış yapmalıydık, kısa bir araştırmanın ardından, ülke genelinde paneller düzenleyen Ensar Vakfı ile temesa geçerek “Namazla Diriliş” panel ekibini siz gönüldeşlerimizle buluşturduk. 22 Kasım 2006 tarihinde Bulancak Otogar Düğün Salonundaki panelimiz çok büyük ilgi gördü ve salonda yer bulamayanlar paneli ayakta izlemek zorunda kaldılar.
Şimdi sıra çok iyi bir yazara konferans verdirmeliydik. Konu araştırması yaparken Mevlana hazretlerini anmak ve o büyük şahsiyeti genç nesillere tanıtmak derneğimizin kuruluş amaçlarına çok uygun bir faaliyet olacaktı. Hemen Türkiye çapında Mevlana’yı en iyi anlatan eğitimci ve yazarları araştırmaya başladık. Tam 12’den vurarak Mevlana uzmanı Vehbi VAKKASOĞLU’na ulaştık. Yapılan bir dizi çalışmadan sonra 20 Aralık 2006 günü yine güzel bir etkinlikle karşınızdaydık. Bulancak Belediyesinin düğün salonu yine tıklım tıklım dolmuştu ve bu sizin güveniniz demekti, bize olan inancınız demekti. Geceye şeref konuğu olarak katılan Kaymakamımız sayın Bayram YILMAZ’da lise öğrencileri arasında düzenlediğimiz “Mevlana ve Hoşgörü” yarışmasında dereceye girenlere ödüllerini vermiş, yaptığı konuşmasında derneğimizin faaliyetlerini ilgiyle ve yakından takip ettiği mesajını iletmişti.
Kutlu Yürüyüş Hicret ve Aşure’yi gündeme almadan olmazdı. Sevgili Peygamberimiz (sav)’in bütün insanlığa hayat suyu vermek için verdiği mücadeleyi anlamak ve anlatmak lazımdı. Niçin Mekke’den Medine’ye hicret etmişti, neler çekmişti? Muharrem ayında neler olmuş, kimler hangi çileleri çekmişti. Çileye talip olmak neydi? Çile çekmek kimin harcıydı? Hicreti; ruhundaki tasa ve sevinçle yaşayan bir akademisyen lazımdı. Arkadaşlarımızın yol göstermesi ve yardımıyla Erzurum İlahiyat Fakültesinden Mustafa AĞIRMAN hocamız 28 Ocak 2007 tarihinde, karlı fırtınalı bir gecede bizimleydi. Hava muhalefeti bizleri endişelendirdi. Ama siz o kadar büyük, o kadar anlayışlı, o kadar öz veriliydiniz ki; o fırtınaya rağmen salonu yine doldurdunuz. Yine bizimle beraberdiniz, yine bizi gururlandırdınız.
Çanakkale-Şehadet ve Gençlik Mart ayında Çanakkale ruhunu şahlandırmadan olmazdı. Çalışmalar başlatıldı. En isabetli isim olarak ünlü yazarımız Yavuz BAHADIROĞLU çıktı karşımıza. Ve 29 Mart 2007 tarihinde, o romanlarıyla büyüdüğümüz, muhteşem romanların yazarı aramızdaydı. Çanakkale neydi? Neler yaşanmıştı, nasıl GEÇİLMEZ kılınmıştı. Birer birer döküldü ünlü yazarımızın ağzından. Salonuı dolduran yüzlerce kişi pür dikkat BAHADIROĞLU’nu dinliyordu. İlginç duygu yoğunluğunun yaşandığı salonda çıt ses yoktu. Herkes çok mutluydu. Atalarının emanetini nasıl teslim aldıklarını idrak etmiş olarak salondan ayrılırken herkesin dudaklarında “Rabbım benim evlatlarımı da vatan aşkı ve muhabbetiyle büyüt, gerektiğinde şahadet şerbetini içirt” duası dökülüyordu.
Kimi, niçin ve nasıl eğitmeliydik. Aile, Gençlik ve Eğitim. Bu 3 kavram hayatın kendisiydi. Geleceğimizin inşası için bu kavramları yerli yerine oturtmalıydık. Aile ve gençliğimizin her zaman yanlışı değil doğruyu, zararlıyı değil faydalıyı, zulmü değil adaleti, batılı değil hakkı üstün tutması için eğitmeliydik. Ailelerimizi çocukları hakkında uyarmalıydık. Yine sizlere layık bir isim olmalıydı. Nerede olursa olsun en uygun ismi bulmalıydık. Yaptığımız araştırmalar neticesinde Eğitimci-Yazar Yrd.Doç.Dr. Halit ERTUĞRUL en mükemmel seçimlerden birisi olacaktı. Nitekim öyle de oldu ve 25 Kasım 2007 tarihinde güneşli bir Pazar günü o muhteşem insan bizlerleydi. Salonda bulunan herkesin duygu dünyasına hitap ederek insanları coşturdu ve gözyaşları arasında hepimiz evlatlarımızla olan ilişkilerimizi bir kere daha gözden geçirdik.
Bu muhteşem bir duyguydu. Bu mutluluğu bize yaşatan siz değerli üyelerimizin ve gönül erlerimizin güvenine ve beklentilerine cevap vermeliydik. Bu amaçla hemen yeni çalışmalar yapmaya koyulduk. Öncelikle üniversite öğrencilerine burs vermeliydik. İlk etapta 7 üniversite öğrencisine aylıklar halinde burs bağladık. Bazı öğrencilerimize de bir defaya mahsus nakit yardımda bulunduk. Zaman içerisinde burs konusunda bir hayli aşamalar kaydederek Ocak 2008 itibariyle 35 üniversite ve lise öğrencisine direk derneğimizden, 17 öğrencimize de değişik kurum ve şahıslardan burs bularak toplam 52 öğrencilerimize yardımcı olmaya başladık. KÜLTÜREL FAALİYETLERİMİZ
Derneğimiz siz saygıdeğer dostları için haftalık kültürel faaliyetleri de hayata geçirmiş durumdadır. Yaklaşık 1 yıldan beri, dernek merkezimizde, her Cuma günü akşamı, sahasında uzman ilahiyatçı hocalarımız tarafından “Peygamberler Tarihi” tamamen Kur’an-ı Kerim ve diğer İslami kaynaklar esas alınarak anlatılmaktadır. Bu seminerler, konu işlenirken peygamberlerin yaşadıkları olayların hikmetleri, günlük hayatımıza yansımaları katılımcılarla birlikte tartışılarak en verimli hale getiriliyor. Bu seminerlerden 1 tanesi önümüzdeki Cuma (08/02/2008) günü akşam saat 19:00’da Cemil YILDIZ hocamız tarafından yapılacaktır. Bütün dostlarımız davetlimizdir.
Seyfi GÖKTEKİN
|